“KRİZ KALBİ VURUYOR”
Türk Kalp Vakfı ve Ekonomi Gazetecileri Derneği tarafından düzenlenen “Kriz Kalbimizi Vuruyor“ konulu konferansta, konuşmacılar krizin kalbe etkileri üzerinde dururlarken, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın kalp ameliyatı olmak üzere Amerika’ya gidişini buna örnek göstererek, krizin verdiği tahribatın ağırlığını, nelere sebebiyet verdiğini dile getirdiler. Toplantının medaratörlüğünü yapan Türk Kalp Vakfı Başkanı Çetin Yıldırımakın, konunun önemine değindiği konuşmasında, Türkiye’de işsizliğin üç milyona dayandığını, her dört gençten birinin işsiz olduğunu, ekonomik krizin insanları sadece kalbinden değil beyninden de vurduğunu, bu nedenle cinnet geçirdiklerini, aile fertlerini öldürdüklerini belirtti. İş aramaktan vazgeçen gençlerin sayısının iki milyona çıktığını, krizin gençlerin kalbini de vurduğunu ifade eden Çetin Yıldırımakın, Türk Kalp Vakfı Sağlık Merkezinde günlük hasta sayısının rekor seviyede 315’i aştığının, bunun da bir bakıma krizin kalbi vurduğunun göstergesi olduğunu kaydetti. Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak da yaptığı açış konuşmasında Türk Kalp Vakfı krizin kalbe etkisi üzerinde durarak bilimsel yaklaşırken, bizler de ekonomik krizin diğer olumsuz etkileri üzerinde durarak, nasıl daha az zararla atlatabiliriz, etkiyi nasıl azaltırız diyerek konuya yaklaşıyoruz“ dedi. EGD Denetim Kurulu üyesi, Fikri Türkel de beslenmenin kalbe ve diğer hastalıklara etkisini anlatırken, beslenmeyi tüm canlıların en temel gereksinimlerinden biri olduğunu ve de gıda ile sağlık arasındaki köprü olarak niteledi. Türkel, geçmişten günümüze, gıda ve beslenme biliminin hızla geliştiğini, yetersiz ve dengesiz beslenmenin pek çok sağlık sorununun oluşmasına doğrudan veya dolaylı olarak neden olduğu bilimsel araştırmalarla da kanıtlandığını, obezitenin de bütün dünyanın sorunu haline geldiğini vurguladı. Uygarlığın ilerlemesiyle birlikte yaşam koşullarında artan güçlüklerin, insan sağlığında emosyonel gerilime (strese) ve fonksiyonel bozuklara neden olduğunu ifade ederek söze başlayan Hocaların Hocası olarak bilinen Türk Kalp Vakfı’nın kardiyoloğu Prof. Dr. Necati Sırmacı ise son ekonomik krizin stresi zirveye taşıdığını, bir denklem şemasıyla izah ederek stresi gerilim, depresyonu kriz, maniyi de hastalık olarak gösterdi. br>Prof. Dr. Necati Sırmacı stresin ilk kez 1970 yılında Londra’daki dünya kardiyoloji kongresinde kalp ve damar hastalıklarını tetikleme oranının %5.8 olduğunu, 1991’de Manila’daki toplantıda ise bu rakamın %65’e yükseldiğinin açıklandığını söyledi. Türk Kalp Vakfı Kardiyoloğu Doç. Dr. Emrah Binak da kişilik özellikleri ve Kalp Hastalığı başlığı altında topladığı konuşmasında 1950’lerde agresif ve saldırgan kişilerde kalp hastalıklarının daha çok olduğunun saptandığını, 1970’lerde yapılan çalışmalarda da bu bulgulara destek verildiğini, 1980’lerde ise kişilikteki zararlı özelliğin saldırganlık olduğunun ortaya çıktığını, saldırgan kişilerin daha yüksek risk altında olduğunun da belirlendiğini vurguladı. EGD Yazarlar Kurulu üyesi Perihan Çakıroğlu da konuşmasında krizin aşkı da maliyeyi de vurduğunu, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın da, ocak ayında çıkarılan sanayi üretim fiyatlarını %30lara yükselten ihracat daralmalarının ardından kalp rahatsızlığı nedeniyle ameliyat olmak üzere Amerika’ya gittiğini ileri sürdü. Çakıroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ben Türk Tabipler Birliği başta olmak üzere tüm hastanelere ve özellikle kalple ilgili olanlarına krizin kalp hastalıklarıyla gerçek ilgisini araştırmalarını öneriyorum. Sanayi üretimi düşmeye başlayınca işçi çıkarmalarda başlıyor. Üretimle kalp arasında direkt ilişki var. Hala tedbir alamıyoruz. En çok da gençler için endişe ediyorum. Nüfusun yarısı 28 yaşın altında. Yüzde 10’ları aşan işsizlik rakamları alarm veriyor, patronlarda ise insaf yok. İşgücü piyasası, son 50 yılın en kötü günlerini yaşıyor..“ Uzman Psikolog Alanur Özalp da Ekonomik krizin insanın psikolojisini bozduğuna dikkat çekerek satır başlarıyla şu önemli noktalara değindi: “Kişinin kendine olan güveni sarsılıyor. İştahı, uykusu, rüyaları bozuluyor. Öfke ve stres artıyor. İş ve iş yaşamında ilişkiler, dostluklar, evlilikler bozuluyor. Boşanmalar artıyor, krizden çocuklar olumsuz etkileniyor. Çocukların okuldaki ilişkileri, ders performansları bozuluyor. Trafik ve ev kazaları artıyor, kiracı, ev sahibi ve komşular arasındaki ilişkiler bozuluyor. Mutsuzluk yorgunluk, psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar artıyor. “